24 Kasım 2014 Pazartesi

Huzurlarınızda Zeki Müren!

"Yaz-kış duş almadan kat'iyen yatağa girmez.
 Daima sakal traşını evde kendisi olur. 
Takside olsun, hususide olsun, arabanın daima önünde oturur. 
Sevdikleri ile konuşurken "Hayatım, şekerim, tatlım" tabirlerini çok kullanır. Sevmedikleri ile zaten konuşmaz.
Bedia Muvahhit, Mualla Gökçay, Cahide Sonku, Melahat İçli, Malatyalı Fahri, Nevzat Akay gibi sanatkarların taklitlerini çok güzel yapar. 
Ayak numarası 38'dir, gözlük camı astigmat 1.50'dir. 
Sabah kahvaltısı yapmaz, sabahları sadece bir bardak meyve suyu içer. 
Soğuk yiyemez, yedi senedir dondurma yememiştir. 
Hayatında maydanoz tatmamıştır. 
Gök gürlemesi ile çakan şimşekten vahşi bir zevk alır."  (1956)*  



Zarfı açıyorum, içinden Zeki Müren çıkıyor! Çığlık çığlığa merdivenleri tırmanıyorum. Evde çok fanatik bir Zeki Müren hayranı mevcut:) Daha birkaç ay önce termometre yaz sıcağıyla ağlarken, Bodrum'da Zeki Müren'in evine gitmek üzere yollara düşmüşlüğümüz var:) Neyse iki kardeş davetiyeyi görüp havalara uçuyoruz:) Çok sergi davetiyesi görüp bizi böyle görmeyen annemiz bile halimize şaşıyor:) 




Konumuz Yapı Kredi Kültür Merkezi'nin ev sahipliğinde gerçekleşen İşte Benim Zeki Müren başlıklı sergi. Proje Zeki Müren'in bütün mal varlığını bıraktığı Türk Eğitim Vakfı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Mehmetçik Vakfı'nın iş birliğiyle, titiz bir arşiv çalışması sonucu hayata geçirilmiş. Bugüne kadar hiç gün yüzüne çıkmamış fotoğraflar, kostümler, şiirler, desenler, plaklar, mektuplar, filmler ve sonsuz anılarla "İşte Benim Zeki Müren" sanatçıyla ilgili en kapsamlı projelerden biri. Mutluluk ve hüznün renkleriyle geçmişte kalmış bir hayata dokunup, içinden geçiyorsunuz. Söz konusu Zeki Müren olunca bütün o ışıltısına karşın hüzün hep galip geliyor aslında. 


"Bahçevanın Aşkı" isimli kostümüyle Zeki Müren / 1973

Türkiye için bütün zamanların ikonu olarak anılabilecek tek isim hiç kuşkusuz Zeki Müren. İletişim araçlarının radyo ve boyalı basınla kısıtlı olduğu bir dönemde, üstelik alışılmışın dışındaki tarzına rağmen toplumun her kesimi tarafından sevilmiş ve saygı görmüş bir isim. 

  
Hayriye ve Kaya Müren oğulları Zeki ile beraber.


Böyle upuzun biyografi yazmak huyumdur ve de hiç üşenmem. Ancak bu yazı pek o yazı değil. Madem Zeki Müren'in bilinmeyen dünyasına bir sergiyle giriş yaptım buradan küçük küçük fragmanlarla donatacağım bu yazıyı:) Zeki Müren'in harika üslubuyla kendini anlattığı satırlara doyamayacaksınız desem pek iddialı olacak ama doyamayacaksınız:)   

Zeki Müren'in Güzel Sanatlar Akademisi (şimdiki Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) Süsleme Sanatları Bölümü Diploması ve desenleri.
 Normalde diplomaları Bodrum'daki evde sergileniyor.

Zeki Müren eğitim hayatı boyunca hep çok başarılı olmuş."Bütün diplomalarım birincilikle..." diye başlayan bir cümlesini okumuştum vakti zamanında. Güzel Sanatlar Akademisi Süsleme Sanatları bölümünü de birincilikle bitirmiş. Azmine ve yeteneğine hayran olmamak elde değil. Zira öğrenciliği sırasında radyodaki görevini de sürdürdüğünü biliyoruz. Akademi eğitimi sonraki yıllarda hep hayatının bir parçası olmuş. O ışıl ışıl, daha önce görülmemiş tarzdaki kostümleri çoğu zaman kendi tasarımı. Hatta akla hayale gelmeyecek sahne dekorları da kendisine ait. Gazinolarda seyirciyle teması daha samimi kılan T biçimli sahne tasarımını da ilk ortaya atan ve uygulayan kişi de yine Zeki Müren.   

Tasarımını kendisinin yaptığı sahne kostümleri ve pabuçlar...Bir devrin alametleri...

Zeki Müren daha Türkiye'de starların, divaların, fenomenlerin ne olduğu bilinmezken star sistemini çözmüş bir kişilik. Nitekim halkla olan ilişkisi, çalışmalarındaki profesyonel tavrı, yaşam tarzı ve bunu sunuş biçimi, her iki cinsiyeti de yansıtan duruşu incelendiğinde ancak çağımızdaki birkaç dünya starıyla mukayese edilebilecek bir yaklaşım sergilediği görülür. 



Semiramis Pekkan, Zeki Müren, Neriman Köksal,Ajda Pekkan
6 Aralık 1967 /  Zeki Müren 36 yaşında!


Yaşadığı çağın çizgi dışı çocuğudur Zeki Müren. Ve bunu kendi tasarladığı kostümlerde, evinin dekorasyonunda, saçında, makyajında bilinçli bir biçimde vurgular. İlginç olan bu naif hatta fazlasıyla zarif gencin hiç yadırganmadan toplumun her kesimi tarafından canı gönülden alkışlanmasıdır. Bu da ancak Zeki Müren tarafından yaratılmış Zeki Müren mucizesiyle açıklanabilir aslında...



Zeki Müren'in kitaplığından küçük bir seçki. 
Yeri değil ama sol tarafta, siyah ciltli kitap ne zamandır aradığım Marlon Brando'nun bizzat kendisi tarafından yazılmış biyografisi:) 
"Hakikaten yeri değilmiş" diyenleri duyuyorum şu an:) 
Ama elimde değil ne yapayım:))




Uzaydan Gelen Prens, Bahçevanın Aşkı,...

"Dinleyicilerin dikkatini sahnede toplayabilmek için yalnız ses kafi gelmiyordu. Bir şeyler yapmak gerekiyordu, bu ne olabilirdi. Zihnimde beliren bu istifhama zamanla çare bulabilir miydim? Ve şu karara vardım: Kısmet olur, okulumdan mezun olup da sahne konserlerime başlarsam, dinleyicilerime öyle yenilikler getireceğim ki, tatlı bakışlarını benden ayıramayacaklar".**

Zeki Müren hayallerini geçekleştirdi. Gerçekten de kendisi sahneye çıktığı zaman salonda çıt çıkmıyordu. Elinden çıkma kostümler ve dekorların bu atmosfere, mükemmel sesi kadar katkısı olduğu muhakkaktı. Işıltısı gözleri kamaştırıyor. İzleyici soluksuz bir seyre dalıyordu. Bu güzel kostümlere , dekorlara, hatta bazen gündelik hayatta giydiği giysilere isimler veriyor ve bu isimleri herkesle paylaşıyordu. 
Kostümlerin ismi de görünümleri kadar dikkat çekiciydi: Beyaz Rüya, Hıçkıran Gitarlar, Uğur Duvağı, İzmir Gecelerindeki Sır, Van Gogh Girdi Rüyama, Uzaydan Gelen Prens bu gösterişli kostümlerden yalnızca bir kaçıydı. 

Mini etekli Uğur Duvağı isimli kostümüyle Zeki Müren /1970

Paris Geceleri isimli kostümüyle Zeki Müren/1979


Zeki Müren Uzaydan Gelen Prens kostümüyle / 1974


Aktör Zeki Müren...



Zeki Müren 1953 yılında "Beklenen Şarkı" isimli filmle Yeşilçam'a adım attı. Bundan sonra 1971'e kadar 18 film çekti. İnzivaya çekildiği yıllarda yaptığı bir söyleşide bütün filmlerinin bir kopyasının kendisinde olduğunu, bazı geceler bu filmleri tekrar tekrar izlemekten çok hoşlandığını ifade edecekti.  
               
                                      Zeki Müren'in ilk filmi Beklenen Şarkı'nın afişi.


Zeki Müren'in rol arkadaşları da Yeşilçam'ın en güzel kadınlarıydı. Cahide Sonku, Belgin Doruk, Filiz Akın, Türkan Şoray, Mine Mutlu, Ajda Pekkan, Sema Özcan,...kimler kimler eşlik etmemişti Zeki Müren'e. Siyah-beyaz filmlerin rengarenk yıldızlarıydı onlar. 
Zeki Müren ilk filminden itibaren Yeşilçam'da pek görülmeyen bir uygulamayı gerçekleştirdi. Kendi dublajını kendi yapmak istiyordu. İlk filmde filmin yapımcısı ve rol arkadaşı Cahide Sonku buna şiddetle karşı çıktı. Zeki Müren kararından dönmedi ve dublajı hakkıyla yapabileceğini gösterdi. Bu ısrarı sayesinde  Türk Sinema Tarihi'nde bütün filmlerinin seslendirmesini yapan tek şarkıcı oldu


Zeki Müren ve Belgin Doruk / Son Beste, 1955

Zeki Müren perdede Belgin Doruk'la eşsiz bir uyum yakaladı. İzleyici bu çifte bayılıyordu. İkili 6 filmde başrolü paylaştı. Yıllarca sonra Belgin Doruk "Altın Çağ" olarak niteleyeceği bu dönemde tanıdığı Zeki Müren için şu sözleri söyleyecekti: 

"Ona hemen ısındım. Sıcak, esprili, saygılı, hoş bir gençti. Ben 19'dum, o 23 yaşındaydı. İkimiz beraber büyüdük. O masum ifade yıllar geçtikçe daha manalı bir çehreye dönüştü. 60'lı yaşlara geldiğimizde ikimizde 120'şer kiloluk çok manalı bir güzelliğe bürünüp evlere kapandık." ***


"Durdurun uçağı, iniyoruz" repliği ve ardından uçaktan paraşütle atlayan çiftiyle sosyal medyanın diline düşen "Düğün Gecesi" Zeki Müren ve Türkan Şoray'ı izleyiciyle buluşturan bir Osman F. Seden filmi. Ama aynı zamanda ikilinin oynadığı ilk ve tek film. 
Aslında çekimler çok güzel başlar. Konu afişe gelince iş değişir. Kimin adı üste yazılacaktır? Türkan Şoray'ın aktardığına göre Osman F. Seden bu konuda her ikisiyle de uzlaşmaya çalışır ancak ikisi de kararından caymaz. Bu star olmak meselesi pek zor mesele...
Kimse kararından dönmeyince Osman F. Seden çareyi her iki yıldızın da isminde bulunan K harfi üzerinden kesiştirerek yazmakta bulur. Afişte kimin üste yazılacağı önemli de jenerik de değil mi? Osman Seden bu! Jeneriğe de aynı uygulama yapılıverir. Fakat Zeki Müren bu olaya çok içerler ve Türkan Şoray'a kırgınlığı uzun yıllar sürer. 

Zeki Müren'le Devr-i Alem

Seyahat etme, yeni yerler tanıma, farklı kültürlere daha yakından bakma fikri hemen herkes için çok cezbedicidir. Peki söz konusu Zeki Müren'se olaylar nasıl gelişir? Zeki Müren 50'li yıllardan itibaren her fırsatta Avrupa yollarına düşer. Gittiği her yeri layığınca dolaşmaya çalışır. Sokakta rahat yürümenin tadına vardığı anlara dönüşür bu seyahatler. Hatta maça bile gider:)
 Gece hayatını, modayı, güzellik trendlerini gözlemler.
 Ve tabi bol bol alışveriş yapar. 
Sonraki yıllarda çocukluk hayali olan Amerika seyahatini gerçekleştirir. 

Las Vegas, 1963

Solda Zeki Müren efsane sarışın Marilyn Monroe'nun balmumu heykeliyle.
California Movieland Wax Museum, 1963
Sağ fotoğrafta Mariyn Monroe'nun mezarını ziyaret ederken görülüyor.


Amerika'da California Movileand Wax Museum çok ilgisini çeker. Çeşitli filmlerden sahnelerin canlandırmaları arasında kameraya keyifli pozlar verir. Müzede en çok hayranı olduğu, efsane sarışın Marilyn Monroe'yu inceler.  Daha sonra  Marilyn'in mezarını ziyaret de eder. Bu ziyaretin ardından günlüğüne şu cümleyi yazacaktır:

"Amerika'da her şey zannettiğimden büyük. Kabir hariç."****


Zeki Müren ve dönemin Ses Dergisi güzeli Nil Kutval
 "Sezar ve Kleopatra" konseptiyle Side Antik Kenti'nde. 


Sezar ve Kloepatra / Side Antik Kenti

Dünyayı dolaşmış Zeki Müren dünyada sevdiği üç yer sıralamasını şu şekilde yapıyor: Rio, Kanarya Adaları ve Honolulu. 
Bu üç yeri sayan Zeki Müren "ama" diyerek şunu eklemeyi de ihmal etmiyor: 

"Bizim ülkemizin üstüne ülke tanımıyorum. Tanrı tüm güzelliği bizim ülkemize vermiş."


Gerçekten de Türkiye'de Zeki Müren'le özdeşleşmiş kentler vardır. Bodrum'un Paşası'dır ama Bodrum'dan önce ilk göz ağrısı Antalya'nın Paşa'sıdır. Çoğu yazlar Ege tarafında verdiği her konser sonrası kendini attığı Antalya'yı bir ferahlama mekanı olarak görür. Bazen bütün yazı Antalya'da evinin yakınındaki Derya Motel'in havuz başında dostlar eşliğinde geçirir. Ne var ki uzun yıllar süren Antalya alışkanlığı Derya Motel'in yıkılmasıyla son bulur. O da bir sürü tesadüfün bir araya gelmesiyle rotasını Bodrum'a çevirir. 

Zeki Müren / Antalya, 1966


Cüneyt Arkın-Zeki Müren / Şile

Zeki Müren'den bir güzel tarif: Müren Kokteyl...

Zeki Müren'den leziz bir tarif: Müren Kokteyl

Şimdi sıra Zeki Müren'in dilinden bir kokteyl tarifinde. Kendisinin de belirttiği gibi yeni yıl gibi tatlı günlere ne kaldı? Biz denedik doğrusu çok beğendik:) Belki bu yazıyı okuyup bu sade ve hafif tarifi hayata geçirmek istersiniz. Kim bilir bir kadeh de Zeki Müren'e içersiniz... 

"Efendim, önümüzde bayram ve yılbaşı gibi tatlı günler var. Ve de kış yavaş yavaş yaklaşmakta. Mutlu yuvalarımızda rahat rahat ılık ılık oturduğumuz geceleri bendenizin buluşu olan tatlı bir içki ile süslemek istersiniz diye düşündüm ve sizlere Müren Kokteyl'in tarifini yapmak istedim. Bakınız, deneyiniz, hem çok kolay, hem de çok nefis oluyor.
On tane kalın kabuklu limonun kabuklarını tertemiz, hatta hiç kullanılmamış bir rendenin orta delikli kısmından güzelce rendeleyip bir komposto tabağına koyacağız. Sonra limonları  iyice sıkıp  suyunu bu rendelenmiş kabukların üstüne dökeceğiz. Buna bir su bardağı toz şeker ilave edip karıştıracağız. Şimdi sıra önemli kısmında. İçkiyi içebilme dozuna göre bir şişe konyak ve bir şişe votkayı beraberce bu kaba dolduracağız. Buz parçalarını da kaba ilave edip bir saat bekleteceğiz. Rendelenen limon kabukları biraz şişip üste çıkacaklar. 
Esasen bütün mesele bu içkinin mezesiz içilişinde efendim. Her bardağa içkiden doldururken bir kaşıkta limonu, şekeri, votkayı, konyağı emip şişen o özel esanslı kabuklar ağzın içine o kadar güzel bir rayiha ve ferahlık verecek ki, yanında başka bir mezeye lüzum kalmayacak. Bu değişik içkiyi içenler bana hak verecekler.Apayrı bir,sarhoşluk değil de, "bir hoşluk" hissedecekler.
Yalnız, pek fazla kaçırmamak lazım. Bir limonata bardağı, haydi bilemediniz iki bardak, o gece size bütün dertlerinizi unutturup tatlı hülyalar ve renkli rüyalar getirecek. Tekrar arzetmeyi faydalı bulacağım. Rendenin soğan kokmamasına çok dikkat etmek gerek" (1974) *****  

Son Söz...

Aslında anlatacağım çok şey, göstermek istediğim onlarca fotoğraf var. Ama şimdilik benden bu kadar. Devamı Yapı Kredi Kültür Merkezi'nde...

Kaç gündür elimden düşürmediğim bir de sergi kataloğu hazırlamışlar.
Pek tavsiye edilesi, pek harikulade:)

 Burada Zeki Müren'e küçük bir kapı açmaya çalıştım.
Dolu dolu bir hayatın zamanı aşıp bana ulaşan izlerini takip ettim. İşte Benim Zeki Müren başlıklı sergi herkese bir Zeki Müren yolculuğu vadediyor. 
Sergide filmler, şarkılar, besteler, dostlar ve belki biraz kırgınlık bulacaksınız. 
  19 Kasım'da açılan İşte Benim Zeki Müren 20 Aralık'a kadar Yapı Kredi Kültür Merkezi'nde ziyaretçileriyle buluşacak. Kaçırmayın! 


Zeki Müren'li bir başka yazım için Bir efsane, bir liman, bir film: Side başlığına tıklamanız yeterli.


(*)işaretli alıntılar:  İşte Benim Zeki Müren sergi kataloğu / YKY/ İstanbul / Kasım 2014  
*s 17, ** 92, ***132,****224,*****s 21

17 yorum:

  1. Soluksuz okudum yazınızı. Açılışa davetliydim ama gidemedim , en yakın zamanda ziyaret edeceğim sergiyi ben de.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim:) Keşke gelebilseydiniz hem güzel bir organizasyondu hem de belki tanışma fırsatımız olurdu. Çok teşekkür ederim tekrar.

      Sil
  2. Soluksuz okudum yazını. Çok ama çok güzel yazmışsın. Geçen yaz Zeki Müren'in şimdi müze olan evini gezmiştim çok etkilenerek. Ama bu sergi kesinlikle görülmesi gereken bir sergiymiş. Maalesef uzaktayım :( Ama fotoğrafların o kadar çok konuşuyor ki sanki sergiyi beraber gezmişiz gibi hissettim :) ve bütün yazı boyunca içimden tekrarladım '' 7 sene dondurma yememiş'' :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Serra böyle hissettiğin için çok mutlu oldum:) Çok teşekkür ederim:)Keşke burada olsaydın beraber gezseydik:) Sevgiler yolluyorum buralardan:)

      Sil
  3. O kadar güzel anlamışsınız ki, hayran olmayan bile Zeki Müren olarak okumayı bitirir:) Biz ailece çok severdik O`nu. Ufaktım, bir Bodrum tatilinde tanışmıştık kendisiyle, hatta annemde bir fotoğraf bile olması lazım:) Keşke gidebilsem sergiye, zor görünüyor:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim:) Çok mutlu oldum:) İnsanın küçücük de olsa Zeki Müren'li bir anısı olması çok güzel:)

      Sil
  4. Aslı hanım, bloğuma hoş geldiniz. Yazılarınız az ama çok özlü oluyor. İşe çok emek katıldığı anlaşılıyor. Takipçim olmanız beni mutlu etti. Zeki Müren'i de ayrıca çok severim. Yaş olarak ne kadar yetiştiniz bilemiyorum ama benim neredeyse tüm çocukluğu, gençliğim ve orta yaşlarımı kapsadığı için bende özel bir yeri vardır.
    Sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Mehmet Bey.Yazıların azlığı biraz benim ihmalimden aslında. Özenirim de doğrusu öbür türlüsü pek içime sinmiyor:) Ne yazık ki benim çockluğumda Zeki Müren çoktan inzivaya çekilmişti. O yaşlarda ben Zeki Müren'in kıymetini bilecek olgunlukta değildim. Benim jenerasyonum Zeki Müren'i bulmakta biraz geç kaldı...Tekrar teşekkür ederim:)

      Sil
  5. sergi çok güzel görünüyor; ama bu yazı da en az onun kadar güzel olmuş. ellerine sağlık!

    ayrıca kostüm isimlerini ilk defa öğrendim, şaşkınlıkla hayranlık karışık duygular içindeyim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok mersi sevgili Muzurella:) Kostümler ayrı isimler ayrı ilgi çekici kesinlikle katılıyorum:)

      Sil
  6. İçim burkuldu be Aslı, bence görülmesi gereken bir sergi Zeki Müren'li yılları yaşamış birisi olarak öneriyorum sergiyi.

    YanıtlaSil
  7. Zeki Müren deyince aklıma hep Gözlerin Doğuyar Gecelerime şarkısı geliyor, sergi çok iyi olmuş, umarım çokça kişiye ulaşır, çok güzel post olmuş, ellerinize sağlık.

    YanıtlaSil
  8. Nasıl özenmişsin. Nasıl da güzel yazmışsın. Keyifle ve sıkılmadan okudum. Tebrik ederim. Ben de bloğuma beklerim mutlaka. Sevgiler. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Gülşah çok teşekkür ederim:)

      Sil
  9. Sezar ve Kleopatra resmine bayıldım. Emeğine sağlık. Harika bir derleme olmuş. Ben sizi bloguma davet ediyorum.

    YanıtlaSil