29 Temmuz 2016 Cuma

Batum : Mucizevi ve Aşık (1)

Borajet Magazine için Batum'a gideceğimi öğrendiğim andan itibaren dilimde "Ben giderim Batum'a" biçiminde çalıp söylüyorum. Hatta hiç susmuyorum Batum'da da devam ediyorum. Yeni bir şehirle tanışmanın heyecanı içimden taşıyor. Küt küt atan kalbimle kısa zamanda Batum'la ilgili bilgiler toplamaya başlıyorum. Edindiğim intiba muhteşem, daha yola düşerken sevdim bu şehri! Böyle bir hissiyatla Trabzon'a iniyorum. Birkaç saatlik bir yolculukla Sarp Sınır Kapısı'na geliyorum. Kapı'dan yaya olarak geçmem gerekiyor. Daha önce Cilvegözü'nden geçmişliğim olmasına rağmen burası bana pek değişik geliyor. Deli gibi bir karmaşa hakim. Ufacık bir çıkış formu dolduruyorum ve Gürcü polisine doğru gidiyorum. Gürcistan'a geçerken pasaporta lüzum yok, sadece Türkiye Cumhuriyeti nüfus cüzdanınız yanınızda olması yeterli. Form yerine pasaporta da işlem yaptırabilirsiniz ama polis sizi form konusunda ikna etmeye çalışıyor. Pasaportta yer kaplamasın gibi bir gerekçe sunuyorlar, tabi adamlar ne bilsin ben pimpirikli bir insanım, kağıdı kaybederim korkusu içindeyim...Neyse muhteşem şekilde Gürcüce konuşan Gürcü polisiyle de teşerrüf ediyorum. Bir valiz, bir sırt çantasından ibaret yükümü kontrol cihazına yerleştiriyorum. Aralarında koyu bir sohbet dönüyor, çantamla hiç ilgilenmiyorlar. Akabinde Gürcü kontrol noktasına ulaşıyorum, düzensiz mi düzensiz bir öbek insanın arasına karışıyorum. Eğer kalabalığa karışmasam ve normal bir sıra düzeni beklesem bulunduğum yerde saatlerce kalma ihtimalim olabilir... 
Ve o hengamede sıra bana geldiğinde Sovyet döneminden beri o camekanın arkasında oturduğunu düşündüğüm bir kadın polisle burun buruna geliyorum. Kadın duyguları ameliyatla alınmış gibi bir yüzüme bir kimliğe bakıyor. "Tebessüm etsem mi?", "Gürcüce merhaba ne demek acaba?" diye düşünürken kimliğimi ve kaybetmekten korktuğum giriş kağıdını mühürleyip uzatıyor. Ta daaa Karadeniz'in bizim olmayan ucundayım, artık Batum benim...


Sheraton Batum'un şehir manzarası...

Sarp'tan geçtikten sonra beni bekleyen araca doğru ilerliyorum. Ama arabanız yoksa buradan kalkan taksileri ya da otobüsleri kullanarak da şehir içine ulaşabilirsiniz. Sarp Sınır Kapısı'yla Batum'un merkezi öyle saatler sürmüyor zaten. 
Hava sıcak ve müthiş nemli.  Bizim Karadeniz kıyılarımızda olduğu gibi püfür püfür bir iklim bekliyorsanız bunu kesinlikle unutun. Hava buluttan görünmese ve hatta kısa yağmur geçişleri olsa bile sıcaklık pek düşmüyor. Buna karşılık Batum oldukça ciddi yağış alan bir memleket. Hani türküde geçen "Batum'un batağı" var ya işte o bir zamanlar tamamen gerçekmiş. Stalin Sovyetler'de iktidarı ele geçirip "dediğim dedik" kıvamını tutturunca Batum'un da durumu değişmiş. Aslen Gürcü olan Yoldaş Stalin, Batum'a gelince şehirdeki bataklığın ıslah edilmesini emretmiş. İşte günümüzdeki modern Batum için belki de en önemli adım o zaman atılmış. Bugün hala şehrin park ve bahçelerinde devasa bambular, okaliptus ağaçları görebilirsiniz. 
Bitkiler, ağaçlar demişken Batum'un iklim özelliklerinin şehre kattığı asıl güzellik Batum Botanik Bahçesi ki bunu da ayrıca anlatmak gerek.  





 Gelelim yepyeni bir ülkede en gerekli bilgilere...Öncelikle vize ve pasaporta lüzum olmadığını yeniden hatırlatayım ve bir gezginin en çok ihtiyaç duyacağı konu olan paraya geçeyim. Gürcistan'ın para birimi Lari (GEL). 1 Lari yaklaşık 1.30 TL civarına tekabül ediyor. Her türlü alışveriş için paranızı mutlaka Lari'ye çevirmelisiniz, çünkü başka bir parayı dolaşıma sokma ihtimaliniz yok. Döviz büroları şehrin her köşesinde ve böyle bizim alışık olmadığımız bir görüntüde ama hiç sıkıntılı değil. Güvenle seçtiğiniz bir döviz bürosunda paranızı değiştirebilirsiniz. 
Batum'da normal olarak ağırlıklı olarak konuşulan dil Gürcüce. Sosyal hayatta az çok Türkçe bilen insanlarla karşılaşmak mümkün. Taksiler, marketler, restoranlar, oteller Türkçe açısından oldukça avantajlı. 
Batum merkezinde bir konaklama mekanı seçerseniz şehirde birçok yere yürüyerek ulaşabilirsiniz. Taksi kullanmak da Batum için oldukça ekonomik bir seçenek. Yine de taksiye binerken mesafe ne olursa olsun pazarlık etmeyi unutmayın. Ayrıca şehrin her yerinde bisiklet kiralama noktaları var ve Batum boydan boya bisikletle gezilebilecek bir şehir.  







Batum hem tanıdık hem yepyeni hisler uyandıran bir şehir. Sarp Sınır Kapısı'ndan otelime gidene kadar binalardan, caddelerden gözümü alamıyorum. Büyük bir turizm şehri olma isteği fışkırıyor şehrin her köşesinden. Şehir tasarım binalar, meydanlarla donatılmış ve donatılmaya devam ediyor. Öyle ki birkaç ayda bile şehrin dokusuna yepyeni yapılar eklenebiliyor. Sürekli bir değişim yaşanıyor burada. Belki şehrin kuytularında aynı ışıltı, aynı gösteriş yok ama zaman içinde Batum tümüyle bambaşka bir çehreye bürünecek bir çabada. Ve bu çabayı takdir etmemek elimde değil.


Heykellerle dolu bir şehir Batum, 
Meydanlar, ara sokaklar sanat her yerde...Her yerde değilse de zamanla her yerde olacağına eminim.
Fotoğrafta uzay mekiği gibi görünen bina bakanlıklardan birine ait. Eğer Batum'da yatırım yapacaksanız bu binaya gelip işlemlerinizi yapıyorsunuz. 

Batum'u bir uçtan bir uca gezdim. Zaman geldi yürüdüm, zaman geldi teleferikle şehri tepeden izledim, otelleri, restoranları, meydanları, parkları, plajları dolaştım...
Anlatacak çok şey var ama bu başlangıç yazısı olduğundan keşiflerimden, sevdiklerimden birkaçına değineceğim yalnızca. Öncelikle otellerden söz edeyim. Batum'da her bütçeye uygun konaklama seçeneği bulmak söz konusu. Zincir ve çok yıldızlı oteller de bunlara dahil ve alışık olduğumuz kadar yüksek fiyatlarla da karşılaşmayacaksınız. Ayrıca otellerin filmlerde görülecek ölçekte gösterişli casinoları da var. Ben seyahatim süresince Batum'da Leogrand Hotel & Casino'da kaldım. Leogrand'a geldiğim andan itibaren hiç yabancılık çekmedim. Personel yeteri kadar Türkçe'ye hakim ve çok misafirperver. Odalar geniş ve neredeyse bütün odaların manzarası çok güzel. Leogrand, Batum teleferiğe birkaç dakikalık yürüme mesafesinde, denize ve şehir panaromasına hakim bir konumda. Kısaca yine gitsem, yine burada kalırım.
Karadeniz kıyısında Batum ve Leogrand Hotel & Casino

Ferris Wheel'de Batum


Ferris Wheel'den plaj manzaraları...

Batum cesurca modernize edilen bir şehir. Şehirde mutlaka uğranması gereken yer hiç kuşkusuz deniz kıyısında bulunan büyük dönme dolap Ferris Wheel. Dönme dolapta Batum'u seyretmek bu şehirde ilk yapılacak şey! Fotoğraf makinesini alıp, Ferris Wheel'le bir yerde, bir gökte, bir denizde olmanın tadına varacaksınız. Batum'un uçan halısı Ferris Wheel...
Ferris Wheel'in baş döndürücü manzaralarının ardından tam dibinde dramatik bir aşk hikayesiyle karşılaşacaksınız. Detaylarını uzun uzun yazacağım elbette ama Ali ve Nino bir türlü kavuşamayan aşıklar, bu sahilde birbirlerine kavuşuyorlar. Gürcü heykeltraş Tamara Kvesitadze imzasını taşıyan heykel gün boyu hareket ediyor. Ali ve Nino'yu izlerken hislerinizin alt üst olacağını garanti edebilirim. 


Ali ve Nino hareketli bir heykel grubu. 
Müslüman bir gençle, Gürcü bir genç kızın hikayesinin yaşayan hali.
Heykeller belli aralıklarla birbirinin içinden geçiyor, sonra yeniden ayrılıyorlar.

Batum mutfağından ve şehirdeki envai çeşit restorandan uzun uzun söz etmek gerek ama şimdilik Gürcü mutfağının olmazsa olmazlarından bir kupleyle giriş yapayım. Batum, Gürcistan'ın on iki yönetim merkezinden Adjara'nın yönetim merkezi. Bu bilgi yeme içme konusunda çok önemli. Şöyle ki Gürcüler'in çok ünlü şarapları, peynirleri ve hamur işleri var. İşte bu hamur işlerinden biri şöhreti sınırlardan taşan haçapuri.  Haçapuri yumurtalı, peynirli, tereyağlı bir pide. Batum'a gittiğinizde menülerde üç çeşit haçapuri göreceksiniz. Eğer Batum'a özgü olanını tatmak istiyorsanız yanında Adjara yazanı tercih etmelisiniz. Zaten diğerlerini istediğinizde şaşkın bakışlara maruz kalacaksınız. Ne de olsa Batum'dasınız. Haçapuri şehirdeki bütün restoranlarda harikulade biçimde yapılıyor ama Retro Restoran bu lezzetin en doğru adresi kabul ediliyor. 
  Bu şehirde her yerde karşınıza çıkacak diğer bir lezzet khinkali. Devasa boyutlarda mantı hayal etmeye çalışırsanız khinkaliyi görünce şıp diye tanıyacaksınız. Bizim damağımıza hiç uzak değil bu tatlar ama domuz eti konusunda hassasiyetiniz varsa mutlaka sipariş etmeden bir sorun. Yerli meyvelerdan üretilen gazozlar Gürcü mutfağının vazgeçilmezlerinden. Üüzümlü, tarhunlu, limonlu gibi çeşitleri olsa da en çok tüketilen armut suyundan yapılmış olanı. Gürcüler sofrada ne olursa olsun, hatta şarap bile içecek olsalar önden bu gazozlardan içiyorlar.  


Haçapuri (Adjara)
Elle yemek vaciptir ve de ben ancak yarısını bitirebiliyorum.


Bu da bir başka Haçapuri.
Genelde turistler bunu tercih ediyor.


Khinkali, bir tabakta ancak beş tane oluyor.
 Dev mantı derken abartmıyorum.


Armut suyundan yapılan sofraların olmazsa olmazı gazoz.

"Mucizenin ve aşkın şehri"


Borajet Magazine okuyucuları için benim gözümden Batum...
Bu arada ben Trabzon üzerinden gitmiş olsam da, Batum'a artık Borajet'le direk uçabilmek mümkün...

 Veda Busesi

Batum sloganı gibi  "Mucizenin ve aşkın şehri"  olmak istiyor. Ben şimdilik Karadeniz'in bizim olmayan kıyısındaki bu şehre yolu düşeceklere ilk tüyoları yazdım, devamı, detayları gelecek...

*Devam yazıları için tık tık :

Batum: "Mucizevi ve Aşık" (2)

Batum: "Mucizevi ve Aşık" (3)

Batum "Mucizevi ve Aşık" (4)



7 yorum:

  1. İki kez gittiğim Batum'u sizden tekrar dinlemek bir zevkti. Umarım devam eder ama sanırım gerisini tatil dönüşü okuyacağım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Bilgehan Bey.

      Sil
  2. Genelde fırıncıların ve pastacıların karadenizli olmalarının sebebi dedelerinin çalışmak için eskiden geçiverdikleri Batum'da bu mesleği öğrenmeleri olduğu söylenir. Karadeniz turlarında bu şehirde bir gece kalınıyormuş. Merak ettiğim bir şehir. Her zaman ki gibi zevkle okudum. Teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim Rabia Hanım. Bir gece şehri tanımak için yetmeyebilir ama ön fikir edinmek için çok keyifli olur diye düşünüyorum.

      Sil
  3. Memleketi Arhavi olan biri olarak Batum hiç de yabancı değil. Lakin Türk hava yollarının havaalanı dışında gidebilmek bir türlü kısmet olmadı. Hani olur ya millet taaaaa nerelerden gelir burnunun ucundaki yere gider ama sen o yere daha gidememişsindir. Sanırım o hesap. Kisacasi beğenmenize sevindim!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ooo Arhavi'liyseniz nasıl olsa gidersiniz diye düşünüyorum. Bir kere gitseniz aslında sık sık Batum'dasınız gibi:) Çok teşekkür ederim:)

      Sil
  4. Sizi blog keşif etkinliğinden takipteyim bana da beklerim sevgiler
    http://guzelvekulturluyum.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil