Bu açıdan bakınca Güneşin Kıyısı'ndaki manzaralar da yalnızca gidilip görülmüş yerlerin resimleri değil. Ege'nin ışığı, Karadeniz'in sisi, Çanakkale'nin baharı, İstanbul'un yağmuru ya da kayalıkların arasındaki keçiler, sanatçının karşısındaki dünyadan aldığı görsel deneyimin resimsel bir karşılığına dönüşüyor. Burada belirleyici olan yalnızca “ne görüldüğü” değil, ışığın o dünyayı nasıl görünür kıldığı.
Öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki her mevsimi, her mevsimle değişen ışığı, tarihsel serüveni, dokusu, tadı tıızu, kokusu, zamanın tortusu sizi anbean esinliyor. Aynı güneşin altında, binlerce yıldır biriken her detayı bir araya getiremesek de farklı şehirlerden beş sanatçıyla küçük bir ışık atlası oluşturduk. Güliz Baydemir, Nurdan Karasu Gökçe, Mustafa Albayrak, Necati Seydi Ferahoğlu ve Mümin Candaş'la çıktığımız bu yolda yaylalarda sise karıştık, antik kentlerde Artemis'in sesini dinledik, kayaların üzerinde keçilerin kokusunu duyduk, Boğaz'a bakan yaşlı iğdenin gölgesinde serinledik , İstiklal Caddesi'nde avare yürüyüşler yaptık. Velhasıl Güneşin Kıyısı'nda toplandık, söyleştik ve şükrettik. Şimdi sizleri de Kalyon Kültür Merkezi'nin XIX. yüzyıldan bu yana kaydettiği gölgelerinden biri olmak üzere Güneşin Kıyısı'na davet ediyoruz.
Küratör metnimizi de paylaşarak bu daveti pekiştiriyorum:
Güneşin
Kıyısı │ Aslı Bora
Küratör
Metni
Güneş,
bütün zamanlar boyunca insan ile doğa arasında kurulan bağın merkezinde yer
almıştır. İnsanlar birbirlerinden ne kadar uzak olurlarsa olsunlar aynı güneşin
altında yaşamışlardır. Bu da güneşi fiziksel
yaşam kaynağı olmanın ötesinde toplumsal, kültürel ve felsefi bir ortaklığın
odağına konumlamıştır. Yazılı kültürden evvel insanın ilk ortak okuması
gökyüzüydü. Yazıdan, takvimden, kentlerden önce güneş vardı ve insanın zamanı
kavraması güneşin hareketleriyle gerçekleşti.
Fransız
düşünür Maurice Merleau-Ponty, bireyin dünyayla ilişkisini bedensel bir deneyim
olarak yorumlar. Kişi dünyayı düşünürken
aynı zamanda onu yaşar, hisseder ve bedeninde taşır. Güneş bütün bu bedensel
deneyimin merkezinde yer alır. Cilde temas eden sıcaklık, gözün ışıkla uyumlanması,
gölgenin oluşması, günün ritmi ve biyolojik saat, insanın güneşle kurduğu bağın
uzantılarıdır. Bu yakınlık ister istemez onu toplumsal bir fenomene de
dönüştürür. Güneş, insanları aynı zamanın içine yerleştirir. Sabahın başlaması,
günün ilerlemesi ve akşamın yaklaşması kolektif bir deneyim yaratır. Kentler
uyanır, pazarlar açılır, meydanlar dolar, insanlar aynı ışığın altında
birbirlerini görürler. Aynı güneş altında yaşamak kendiliğinden bir birikim ve
paylaşım ağı kurar.
Güneşi
insan her zaman yeryüzünde bıraktığı
izler aracılığıyla tanır. Bir duvarın aydınlanan yüzeyi, denizin ipek mendil
gibi titreyen dokusu, ağacın gölgesi ya da mermerin üzerinde biriken sıcaklık,
ışığın dünyaya dokunduğu anları kaydeder. Kıyı, ışığın maddeye, zamanın
mekâna temas ettiği sınırdır. Güneş'in
yeryüzündeki dolaşımı bu meyanda görünürlük kazanır; uzaklıklar birbirine
yaklaşır, yüzeyler ortak bir ışığın altında buluşur.
Bu
ortak deneyim Anadolu söz konusu olduğunda kendine has bir yoğunluk kazanır. Asya
ile Avrupa arasında uzanan topraklar, yüzyıllar boyunca farklı kültürlerin
birbirine olağan biçimde eklemlendiği bir sahne olmuştur. Tarih öncesi
çağlardan itibaren güneş Anadolu’da, tarımsal üretimden mimariye yaşamın her
alanında belirleyici konumda yer alır. Güneşin Kıyısı, ışığın anlara ve oradan
da anılara dönüştüğü bir günlüktür. Güneşin coğrafya ile kesişimi ve binlerce
yıllık kültürel oluşla kurduğu ilişki, Güneşin Kıyısı’nın düşünsel eksenini
teşkil eder. İstanbul'un sokakları, Çanakkale'nin kıyıları, Trabzon'un
yamaçları, Anadolu'nun kırları ve antik kentlerin taşları birbirinden farklı
manzaralar sunsalar da aynı güneşin farklı yüzlerinin taşıyıcısıdırlar.
Güneş'in Kıyısı, Anadolu'nun birbirinden uzak
coğrafyalarına tek bir manzara gibi bakmak yerine bu mekanlar arasında
yüzyıllardır dolaşan ışığın sürekliliğini öne çıkarır. Sergi, farklı kentler ve
yaşam biçimleri arasında sessizce dolaşan bu bağı resmin alanında yeniden
düşünür ve görünür kılar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder