Termometrelerin
sıfırın altında olmasına alışık, iklimi soğuk lakin Anadolu insanının
sıcaklığıyla kuşatılmış şehir Erzurum.
Karlı dorukların eteğinde görkemli anıtların yükseldiği, doğanın baştan çıkarıcılığına,
namı dünyaya yayılmış lezzetlerin karıştığı misafirperver Erzurum.
Bilinen zamanlardan çok daha erken başlar Erzurum’un
hikayesi. Bugün sokaklarında yürürken şehir her adımda takvimin unutulmuş
anlarından dem vurur. Tanıklığı M.Ö.
4000’lere kadar uzanır. Göçler, savaşlar, istilalar görmüş, Hurriler’den
Asurlar’a, Kimmerler’den Roma’ya sayısız uygarlığın egemenliği ve yok oluşunu
yaşamıştır. İpek
Yolu’nun Doğu ile Batı’yı yaklaştırdığı eski dünyanın en önemli durağı olan
şehrin mamur zamanlarının izinde ilk olarak Erzurum Kalesi ‘ne çıkmak icap eder. 5. yüzyıldan bu yana bu
coğrafyanın tanığı olan kale, yüksekliği 2000 metreye yaklaşan bir tepenin
üzerinde kuruludur. Bu nedenledir ki
şehrin bütün soluğu burada duyulur, binlerce yılı saklayan sokakların sırrı
burada çözülmeye başlar. İşte tam burada
az ötede rengarenk çinilerle süslü iki minaresiyle Erzurum’un alameti farikası
haline gelen Çifte Minareli Medrese’nin
peşine düşmek hasıl olur. Kısacık
yürüyüşe, sıcak sohbetler, kervan yolu olmanın mirası asırlık çeşmelerin
şırıltıları karışır. Çifte Minareli
Medrese’nin her karışı ayrı maharetle bezenmiş , sanat eseri kapısı öylesine
güzeldir ki içeriye girip girmemekte tereddüt etmek kaçınılmazdır. Taşın destan gibi işlendiği kapıdan geçince
mistik bir dünyaya geçiş yapılır.
İlhanlı devrinin çarpıcı üslubunu yansıtan medresenin yarattığı etkiyi
hemen arkasında yükselen Üç Kümbetler de sürdürür. Üç
Kümbetler’den en büyük olanın Saltuklu Hükümdarı Emir Saltuk adına
yapıldığı sanılmaktadır. Sekizgen gövdesi, iki renkli taş işçiliği ve üzerinde
bulunan hayvan kabartmalarıyla geçmişi geleceğe yansıtmaya devam eder. Bu anlarda ister istemez masif duvarları ve
yalın görünümüyle Ulu Cami’nin çekim
alanına girersiniz. 1179 yılında
Erzurum’un çehresine katılan camide iç mekan taşıyıcı ayakların ve kemerlerin
yarattığı bir denize açılır. Selçuklu
mimarisinin özelliklerini sunan cami halen Erzurum’un en büyük camisidir. Selçuklu mimarlığının zarafetinin izini
sürerek Yakutiye Medresesi’ne ulaşılır. Çağımızda Türk-İslam Eserleri Müzesi
olarak gezginleri ağırlayan medrese 1310 tarihinde inşa edilmiştir. Kapalı
avlulu medrese geleneğinin örneği olan eser, başlı başına bir mimarlık şaheseri
olmanın yanında, taç kapısının sembolik
ve simetrik tasarımıyla göz alıcıdır. Bu
güzelim kapının tam karşısında Mimar Sinan’ın imzasını taşıyan Lala Mustafa
Paşa Camisi insanı kendine çağırır. Dönemin merkezi kubbe anlayışının
uygulandığı cami, süsleme kuruluşunda yer alan çinileri ve hat levhalarıyla
Osmanlı karakterini sunar. Modern Erzurum’un içinde saklıdır eski Erzurum.
Biraz kararlı adımlar Erzurum’un gizini sökmemize yardım eder. Abidelerle süslü
şehirde geçmiş kendini kolayca ele verir.
Kışları çetin ve uzun geçen, karlı doruklarıyla kendine
hayran bırakan Erzurum’da şehir içindeki yolculuğa beyaz bir mola çok yakışır.
Son yıllarda Palandöken kış sporları
alanında gerçek bir yıldız oldu. Buradaki kayak pistleri dünyanın en uzun ve en
dik pistleri arsında gösterilmesinin yanında, şehir merkezine yakın mesafede
yer alması gibi pratik avantajlara sahip.
Karlı dorukları yılın beş ayı her seviyede kayakçıyı ağırlayabilen
Palandöken, 2011 yılında düzenlenen Üniversiteler Kış Oyunları’na ve çeşitli uluslararası yarışmalara ev sahipliği yaparak niteliklerini
bütün dünyaya gösterdi. 2000 ile 3176
rakım farkına sahip olan kayak merkezi, farklı zorluk derecelerindeki pistler,
bu pistlerde faaliyet gösteren 10
telesiyej, 1 teleski, 2 baby lift, 1 gondol lift ile kışın tadına doyasıya varmak için doğru
adres. Alp disiplini ve snowboard için uygun pistlere de sahip olan
Palandöken’de bembeyaz kar üzerinde yamaç paraşütü, dağcılık, snowtube gibi
farklı etkinliklere katılmak da mümkün. Zirvenin heyecanına kapılmak, düz ovanın vakur
sessizliğine beyaz bir ara vermek için Palandöken son derece davetkar ve
eğlenceli.




Palandöken’e çıkınca Nene Hatun Tarihi Milli Parkı’nda
tabyaların sessizliğinde,zamanın dehlizlerine
sokulabilirsiniz. 93 Harbi’nin
kadın kahramanı Nene Hatun’un türbesinin de bulunduğu alan, tarihi dokusu ve
doğal bitki örtüsüyle şehrin tarihinden tarifsiz anları önünüze serer.
Kervanların, tacirlerin ve seyyahların kapılarını
aşındırdığı ilham verici Erzurum, hamamlar, kervansaraylar ve hanlar
kentidir. Birçok yapı zamanın yıpratıcı
etkisinden payına düşeni alsa da Kanuni Sultan Süleyman Han’ın damadı ve
sadrazamı olan Rüstem Paşa’nın adını taşıyan kervansaray, günümüzde halen aktif
olarak ticari yaşamdaki yerini korur. Osmanlı mimari dokusunda, yöreye özgü
oltu taşı takılar biblolar, işçiliğiyle göz kamaştıran ışıl ışıl gümüşle
donatılmış vitrinleriyle Rüstem Paşa Kervansarayı Erzurum yolculuğunun olmazsa
olmazı arasında.
Anadolu’nun bereketli toprakları üzerinde Erzurum. Biraz
şehir merkezinden uzaklaştıkça hayvan sürüleri, ekili tarlalar akıp gider
etrafınızdan. Doğanın yarattığı
şaheserleri görme zamanıdır artık. 18.
yüzyılın sonuna doğru bir heyelan neticesinde oluşan Tortum Şelalesi,
Erzurum’un akıllara kazınmış fotoğrafıdır.
Suyun 48 metre yüksekten düşerek görsel bir şölen yarattığı Tortum, kış
aylarında donmasıyla da ayrı bir şöhrete sahip.


Kültürel çeşitliliğin zengin içeriği Erzurum mutfağını da
biçimlendirmiş. Erzurum mutfağı
yüzyılların geleneğini hala yaşatıyor.Öncelikle
kırmızı etin başrolde olduğu lezzetler dikkat çekecektir. Kuyruk yağı
olmadan, koyun ve kuzu etiyle hazırlanan Cağ Kebabı, Erzurum’dan çıkıp adeta
şöhret olmuş bir lezzet. Öte yandan ilçelere doğru uzandığınızda yerel tatların
çeşitliliği damaklarda iz bırakacak cinsten. Asırlık ahşap evleri ve Karadeniz’e
göz kırpan bitki örtüsüyle Aksu Vadisi’ni içine alan İspir kuru fasulyesi, dut
pekmezi ,kızılcık pestili gibi tatların buluşma noktası. Değişik otlarla harmanlanan Gendime Çorbası,
Ayva Yahnisi, Dut Çullaması ve Kadayıf Dolması Erzurum seyahatine tat katacak
yemeklerin sadece birkaçı.


Notlar: SunExpress 'in uçak içi yayını SunTimes 'ın Ocak sayısı için yazdığım Erzurum yazısıdır.
Blog'da kullandığım fotoğraflar Erzurum İl Kültür Müdürlüğü ve Palandöken Belediyesi'nden alınmıştır.
Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilHarika fotoğraflar, bayıldım. Çok güzel anlatmışsınız, teşekkürler..
YanıtlaSil